23 Nisan: Meclisin 105’inci yılında seçimleri, yasakları tartışıyoruz

Haber Tarihi: 25.04.2025

Ankara Valiliği, CHP’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, TBMM’nin kurulduğu Ulus’taki Birinci Meclis binasından Mustafa Kemal Atatürk’ün mezarının bulunduğu Anıtkabir’e yapmak istediği yürüyüşe izin verilmediğini açıkladı. CHP lideri Özgür Özel de bu yasağı tanımayacaklarını söyleyerek bütün vatandaşları saat 17.00’de Birinci Meclis önünde toplanmaya çağırdı.

Valilik açıklamasında trafik sıkıntısı gerekçe gösteriliyor.

Asıl sıkıntıysa siyasi. 23 Nisan Bayramını İlk Meclisten Anıtkabir’e yürüyerek kutlamak ve böylelikle son aylarda Türkiye’deki çoğulcu demokrasinin aldığı hasarı da dile getirmek isteyen vatandaşları engelleme çabası.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Ankara Valisi Vasip Şahin’in ellerinde Türk bayraklarıyla Anıtkabir’e yürümek isteyen vatandaşları zorla dağıtması siyasi gerilimin tırmanmasına neden olabilir. Vali isterse hem trafiğin akması hem yürüyüşün yapılmasına izin verecek teknik önlemler alabilir.

Akla önceki cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in “Yollar yürümekle aşınmaz” sözü geliyor.

Bu 23 Nisan Bayramı sadece yasakların değil, Meclis’in 105’inci yılında seçimlerin, seçme ve seçilme hakkının dahi anlamsızlaştırılması tartışmaları gölgesinde kutlanıyor.

İki yıl, iki 23 Nisan

2024 yılının 23 Nisan bayramıyla bu yılın 23 Nisan’ı arasında siyasi atmosfer açısından ciddi farklar bulunuyor.

Geçtiğimiz yıl, 104’üncü yıla halkın oy gücünün ve seçimle gelenin seçimle gitmesi ilkesinin geçerli olduğunun hatırlandığı 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin getirdiği siyasi atmosferde gitmiştik.

AK Parti ve MHP, 2019’da yaptıkları gibi İstanbul’da CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasına bu kez itiraz etmemiş, o gerilim yaşanmamıştı.

Seçmenin CHP’yi sadece kazanılan belediye başkanlıklarında değil, ülke genelinde kullanılan oylarda da birinci parti yapması siyasi iklimde diyalog ortamı ümidi doğurmuştu.

Nitekim TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un 23 Nisan akşamı verdiği davette Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Özel’i bir araya getirmesi “normalleşme” ya da “yumuşama” adı verilen bir diyalog sürecini başlattı.

Ama bu süreç uzun ömürlü olmadı.

AKP ve MHP’nin CHP ve DEM dönüşleri

Diyalogun Cumhur İttifakındaki -temel nedeni ekonomik krizin sürmesi olan oy kaybını durdurmadığı ortaya çıktı. Bir yandan AK Parti hükümeti DEM Parti’yi belediyelere kayyım uygulamasını yeniden başlatarak baskı altına alırken, diğer yandan MHP, CHP ve DEM arasındaki diyalogu “PKK ile işbirliği” olarak suçlamaya geri döndü.

Tablo 1 Ekim 2024 Meclis açılışında 23 Nisan iklimi yön değiştirdi.

MHP lideri Bahçeli’nin DEM sıralarına yönelişi bambaşka bir sayfa açtı. Bahçeli’nin PKK kurucu lideri Abdullah Öcalan’a çağrısı, Öcalan’ın buna uyarak örgütüne “silah bırakma ve kendini fesih” çağrısı, rolleri değiştirdi.

DEM Parti, AK Parti-MHP ittifakının Erdoğan’ı Anayasal engele rağmen yeniden aday yapabilme ümidi oldu. Bahçeli’nin son olarak Özel’in bastırıp durduğu erken seçim ihtimaline karşı çıkışı, Erdoğan’ın aday olabilmesi için tek yolu Anayasa değişikliğinde bıraktı. DEM Parti’nin de Anayasa değişikliği talepleri vardı, uzlaşmak mümkün olabilirdi.

Ancak iş bununla bitmiyordu

İmamoğlu ve seçme-seçilme hakkı

İkinci kademedeki sorun, DEM Parti Erdoğan’a adaylık kapısını açsa bile seçimi Ekrem İmamoğlu gibi bir rakibe karşı kazanma sorunuydu. Zincirleme davalar ve idari müdahaleler İmamoğlu’nun siyaset denklemi dışında bırakılmasına hizmet ediyordu.

İmamoğlu’nun elinden 31 yıllık diploması, altından milyonlarca İstanbullunun oylarıyla oturduğu koltuğu, mahkeme kararı olmaksızın şirketi ve nihayet özgürlüğü alındı. Ama İmamoğlu siyaset denkleminden düşmedi. Tersine Silivri Cezaevinde geçirdiği her gün etkisi artıyor; siyasi gündemi bir PKK’nın silahsızlandırılması tartışması bir de İmamoğlu vakası belirliyor.

Üstelik bu süreç, tutarlı hareket eden Mansur Yavaş’a da güç kattığı gibi, 19 Mart’ta yaptığı sokak çağrısıyla iktidar cephesindeki oyunları bozan Özel’i de potaya soktu. İktidar Erdoğan’dan başka aday çıkaramıyor, muhalefetin üç adayı var.

Üstelik bu süreçte Erdoğan’ın CHP’nin 2023 kurultayını tartışmaya açarak CHP-içi hizip kavgasını körükleme hesabı da tutmamış görünüyor.

23 Nisan yürüyüşü yasağı

Günümüzde ekonomik kriz ve siyasi haksızlık algısı nedeniyle seçmen içine, sokağa çıkmaktan kaçınan bir iktidar cephesi var. Muhalefet ise halkı seçimle gelenin seçimle gittiği sistemin devamı için hareketlendirmeye çalışıyor.

Yozgat mitingi, Cumhur ittifakının küçümseme çabalarına rağmen halkın tepkisini göstergesi oldu.

İmamoğlu protestolarına katılan herkesin İmamoğlu hayranı ve CHP sempatizanı olduğunu düşünmek mümkün değil ama protestolara katılan herkesin AK Parti iktidarına karşı çıkacak bir nedeni olduğu ortada.

Zaten gelecek kaygısındaki üniversite ve artık lise gençliği için diploma iptali şok etkisinde oldu. Hatay’daki köylülere ellerindeki tapuların bir değer taşımadığı jandarma zoruyla söyleniyor. Özel, savaş kazanan orduların dahi diplomaya, tapuya saygısından söz ediyor Meclis çatısı altında. Konya’da, Yozgat’ta çiftçiler, hayat pahalılığı ve tarım politikaları canlarını yaktığı için traktörleriyle sokağa iniyor.

23 Nisan Bayramında Meclis-Anıtkabir yürüyüşünü yasaklamak bu tabloda elbette bir yer tutuyor.

105 yıl önce iradesine sahip çıkan halkın 105 yıl sonra da çıkacağı inancıyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.









MURAT YETKİN İsimli Yazarın Diğer Yazıları