TUSAŞ saldırısı, kritik saptamalar, kritik sorular ve komplo teorileri
Haber Tarihi: 25.10.2024

Önce olanları bir başka lisanla anlatalım: Dün, 23 Ekim günü, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’a, İmralı Cezaevinde 43 aydır kimseyle görüştürülmeyen PKK lideri amcası Abdullah Öcalan’la görüşmesi için Adalet Bakanlığının izin verdiği, onun da “Teorik ve pratik güce sahibim” dediği gün, Türkiye’nin en büyük hava aracı üretim üssü olan TUSAŞ terör saldırısının hedefi oldu.
İlk kritik saptamamızı burada yapıyoruz:
Demek ki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bir gün önce, 22 Ekim’de TBMM Grubunda yaptığı Öcalan çağrısı, kimilerinin öne sürdüğü gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan bağımsız ve onaysız değildir. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, doğal olarak Bahçeli’nin konuşmasıyla durumdan vazife çıkararak bu görüş kararını almamış, elbette Erdoğan’ın bilgisi tahtında görüşü sağlamıştır.
Devam edelim.
Aynı gün, DNA testiyle PKK militanı olarak kayıtları bulunan Ali Örnek ve Mine Sevjin Alçiçek olduğu açıklanan iki terörist, Ankara’nın merkeze yakın Kahramankazan ilçesindeki Arslan Taksi Durağına kayıtlı bir taksiye biniyor ve açıklamalar doğruysa şoförü Murat Arslan’ı öldürüp bagaja koyuyorlar. Demek ki, kimsenin görmediği bir mevkide bu işi yapıyorlar.
TUSAŞ özel güvenliğe teslim
Sonra Türkiye’nin en büyük hava araçları imalat tesisi olan Türkiye Uzay ve Havacılık Sanayii (TUSAŞ) tesislerinin G1 ana giriş kapısına geliyorlar. Ellerindeki gelişmiş otomatik silahlarla nizamiyeyi korumakla görevli özel güvenlik şirketi personeline silah ve bombalarla saldırıp, özel güvenlikçi Atakan Şahin Erdoğan’ı öldürüyorlar. O sırada eşinin evlilik yıldönümü hediyesi olarak gönderdiği çiçeği almak için nizamiyeye gelen Makine Mühendisi Zahide Güçlü ağır yaralanıyor, hastanede kurtarılamıyor.
İkinci kritik saptamaya geliyoruz:
– Türkiye’nin en stratejik askeri sanayi tesislerinden olan TUSAŞ’ın korunması polis, jandarma, ya da askere değil, özel güvenlik şirketine emanet edilmiştir. 1 Ekim 2023’te PKK militanları tam Meclis’in açılışı öncesinde, Meclis’in karşısındaki İçişleri Bakanlığını bastığında nizamiyedeki polisler geçit vermemişti. Bu defa nizamiye kolaylıkla aşılmıştır.
Bir diğer nokta, terör saldırısını yapanların, içeri girdikten sonra nereye doğru gideceklerinden emin görünmeleridir. Ellerinde tesis yapısına dair istihbarat bulunan, bu saldırıya önceden hazırlanmış ve her an talimat bekleyen bir “uyuyan hücrenin” varlığına işaret etmektedir.
Konuyu Erdoğan’a Putin açtı
Militanlar kendilerine verilen ve istihbaratı sağlanan hedefe doğru ilerlerken, o anda orada bulunma talihsizliğine uğramış TUSAŞ çalışanları Cengiz Coşkun ve Hasan Hüseyin Canbaz’ı da öldürmüş, kimileri ağır durumda 22 kişiyi de yaralamışlardır. Oradan sağ çıkamayacaklarının bilinciyle hareket ettikleri, bunun bir intihar eylemi olduğunun farkında oldukları anlaşılıyor.
Uyuyan hücre olabilir dedik; öyleyse Bahçeli’nin Öcalan çıkışı yapmasıyla mı uyandırılmışlardır?
Kim uyandırmıştır?
PKK ve DEAŞ’a karşı operasyonlarda kullanılan Anka, Aksungur gibi dronların da imal edildiği TUSAŞ tesislerinin bitişiğinde 15 Temmuz gecesi darbecilerin karargâh olarak kullandığı, Mürted askeri hava meydanı bulunmaktadır. Hükümet, o gece darbecilere gösterdiği direnişle Kazan’a Kahramankazan adını vermiştir.
Komplo teorilerine yol açacak kadar dikkat çekici olan bir tesadüflerden biri o gün DEM Partili Öcalan’ın, PKK lideri amcasıyla MHP lideri Bahçeli’nin cevaz vermesiyle görüştürülmesiyse, diğeri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BRICS Zirvesine katılmak için bulunduğu Rusya’nın Kazan şehrinde Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le görüşmesidir.
Diplomatik kaynaklardan gelen bilgilere göre, daha görüşmeye başlarken konuyu açan, geçmiş olsun diyen Putin olmuştur. Erdoğan saldırı üzerine açıklamasını Putin’le görüşmesi ardından yapmıştır.
ABD, İsrail, İran ve Rusya
TUSAŞ saldırısından bir gün önce Bahçeli, Öcalan’ın tahliye edilip Meclis’teki DEM Parti grubunda PKK’ya örgütü dağıtma çağrısı yapmasını istedi ama Kandil’deki PKK şefleri şu anda kendilerini olabilecekleri en güçlü konumda görüyor olabilirler. Türk güvenlik güçlerine karşı kırk yıllık kendi silahlı mücadele deneyimlerine ek olarak son on yıldır, Suriye iç savaşında ABD’nin kara gücü olmayı kabul ederek ABD standardında düzenli ordu eğitimi alıp son model silahlarla donatılmış on binlerce askere sahipler. Ne ABD ne İran ne İsrail’in bölgede kendi kullanım değerlerinden vaz geçemeyeceği özgüveniyle hareket ediyorlar.
Her koz, zamanı gelince harcanmak içindir. Koz olmayı kabul edip bu gerçeği görmemek olmaz. Ama PKK yönetimi Suriye iç savaşıyla gelen bu fırsatı sonuna dek kullanmak istiyor; Türkiye’nin hava ve kara operasyonlarıyla öldürdüğü ara kademe elemanları, olağan zaiyat değeri taşıyor.
ABD, İsrail ve İran’ı saydık ama Suriye’de çıkış yolunun Kürt özerk bölgesi dahil bir federasyon olduğunu resmen savunan tek ülkenin Rusya olduğunu unutmamak gerekiyor.
Öcalan ve PKK ayrışması mı?
TUSAŞ saldırısından kısa süre sonra Türk Hava Kuvvetleri ve MİT, Suriye ve Irak’taki PKK hedeflerini vurmuşlar, “Kanları yerde kalmadı” demeçleri vermişlerdir ama bu olayın vahametini azaltmıyor.
Bu eylem -açıklamalardaki gibi- Kandil’deki PKK şeflerinin emriyle yapıldıysa, Bahçeli’nin dile getirdiği “devlet projesine”, kanlı bir “hayır” yanıtı sayılmalı. Devamında, “Öcalan artık bizim adımıza karar verip uygulayamaz, silahlarımızı bırakmamızı istese de bırakmayız, onunla değil, gelin bizimle müzakere edin” anlamları da çıkar.
Öcalan’ın yeğenine “Teorik ve pratik güce sahibim” demesine karşı, kendileri bakımından otoritesinin kalmadığını söylemek istiyor olabilirler.
Dün kanlı terör eylemini kınayan DEM Parti yönetimi de Selahattin Demirtaş da şu anda Bahçeli-Öcalan eksenindeki girişimlerin yanında görünmektedir.
Acaba PKK’nın onu kuran Öcalan ile köprüleri atışına mı tanık oluyoruz aynı zamanda?
Öyleyse burada en önemli sorumluk hükümet, devletle birlikte DEM’e düşüyor. DEM, PKK ile ideolojik köprüleri atıp silahlı mücadeleyi reddetmeye, devlet de hukuki ve sosyal haklarından söz eden her Kürt siyasetçiyi terörist olarak düşman ilan etmemeye hazır mı?
TUSAŞ saldırısının bir an önce siyasi boyutlarıyla da aydınlatılması gerekiyor.
MURAT YETKİN İsimli Yazarın Diğer Yazıları
- Hukuk devleti endeksinde Abdülham2561 istibdadı düzeyindeyiz
- İmamoğlu hapsedildi ama Erdoğan kazanamadı; 15 milyon oy
- Kriz sürerken Mehmet Şimşek’e tek soru hakkınız olsa ne sorardınız?
- İmamoğlu vakası: yasak, sokak, kayyım, kurultay ve ekonomik hasar
- Erdoğan’ın TÜSİAD’a had bildirmesinin muhtemel sonucu ve Mehmet Şimşek
- 5 Teğmen Olayı: Ordudan atılmaları konusunda resmi açıklamaya inanan var mı?
- Sırada ne var, kim var? Gizli sansür yayılıyor. İşin tadı kaçıyor
- Öcalan ziyaretleri bitti, sindirme aşaması başladı: fırtına yaklaşıyor
- Erdoğan ve AK Parti, Turizm Bakanı Ersoy’u daha ne kadar taşıyabilir?
- Özel: “Bir kişinin özgürlüğü, bir kişinin siyasi kariyeri için olmaz”
- Mali sıkıyönetim yılı: 2025’te emekli ve emekçiye iyi haber yok
- Teğmenler g2364ince Türk Silahlı Kuvvetlerin itibarı tamir mi olacak?
- İmamoğlu ve Yavaş’a soruşturma: Erdoğan’a adaylık yolu operasyonu
- İkinci Trump dönemi. Nasıl kazandı? Türkiye’yi nasıl etkiler?
- Esenyurt ters tepti: CHP sertleşti, erken seçim dedi
- Sandıkta kaybettiysen yargıyla gasp et: hedef hem İmamoğlu hem Yavaş
- Korku filmi gibi Yen2306oğan Çetesinde Sağlık Bakanı’nın sorumluluğu
- Avrupa Parlamentosunda Türkçe kınama, gazeteciler, ihale yolsuzlukları
- İstiklal Marşı “Korkma” derken hükümet İsrail’den “Kork” mu diyecek?
- Özel’den Erdoğan’a: yen2256en aday olmak istiyorsa son Tarih Kasım 2025
- Hükümetin emekçiyle emekliye yeten gücü yandaş sermayeye yetecek mi?
- 30 Ağustos: zafer en çok ona layık olanlarındır
- Her türlü kışkırtmaya açık, tehlikeli bir ortama giriyoruz
- Türkeş, Kavala’yla görüştü, AYM Can Atalay dedi. MHP çok kızacak
- Dışişlerinde siyasi atamaların koltuk kapmaca dönemi
- Bir de hedef gösterseydiniz ne yapacaktınız Sayın Bahçeli?
- Devlet devlet içinde, kimin bağlılığı hangisine?
- Ya geçim ya seçim
- Bütün alametler belirdi: Suriye faslını kapatma zamanı
- AK Partinin yeni iletişim stratejisiymiş. Ne kadarına cesaretleri var?
- Erdoğan’ın bürokrasi ile bitmeyen kavgası ve derin çelişkiler
- AK Parti elitleri ve devlet yönetiminde artan SETA ağırlığı
- Tasarruf planına dair üç soru: Beştepe, belediyeler ve AK Parti ekonomisi
- Özel, Deniz Gezmişlerin anmasında: 6 Mayıs CHP için dönüm noktasıydı
- Namık Tan, Mehmet Uçum’a karşı: Gezi, Erdoğan’ın samimiyet sınavı
- Söyleten sensin: Sinan Ateş cinayeti örtbas edilebilir mi?
- 1 Mayıs ve Erdoğan’ın Taksim öfkesi
- Anayasa tartışması sorunları perdelemek için sis bombası işlevinde
- 23 Nisan: TBMM’nin 104’üncü yılında oy ve Meclisin gücünü hatırlamak
- CHP’nin ittifak 1.0 sürümü tutmadı, 2.0 sürümü tuttu
- CHP’nin dönüşü muhteşem oldu; Erdoğan bu kez “dış güçler” diyemedi
- CHP değişince Türkiye de değişti: yeni bir dönem açılıyor
- Dip dalga Erdoğan’ı vurdu: işte üç temel neden
- Başkenti yönetmeye aday Altınok: mirasyedi mi, emlak baronu mu?
- Enflasyon dosyaları. Çağlar: Çiller memurlar 6 ay maaş almasın diyordu
- AK Parti Ankara’da havlu atmak üzere
- Savunma ve Dışişleri bakanlarının Meclis’e PKK brifinginden kalanlar
- Özel’den Erdoğan’a: kazanacak adayları bulamıyorlar
- Recep Tayyip Bey’e de bir Sadık Abi mi lazım sizce Hafize Gaye Hanım?
- İttifak mı? Bir daha asla!
- Yükselen yeni faşizmin hedefi alttakileri dibe itmek
- İslam ülkeleri esti, gürledi ama İsrail’in aldırdığı yok. İşte nedeni
- CHP’de Özel dönemi siyasette hangi dengeleri değiştirmeye aday?
- CHP’nin Özel seçimi tüm muhalif seçmene “değişim” soluğu getirebilir
- Parmağını kaldıran bir kız çocuğudur Cumhuriyet: 100. Yaşı kutlu olsun
- Filistin mitingi yapılmalı da başka gün mü kalmamıştı?
- CHP Anayasa tartışmaya İçtüzük önerisiyle başladı: Meclis güçlenmeli
- Gezi Davası: dökülen Türk yargısı ve Erdoğan’ın dinmeyen öfkesi
- Sayıştay raporlarındaki yolsuzluk izleri tam soruşturmalık
- Kılıçdaroğlu: hepimiz hayal kırıklığına uğradık ama vazgeçmeyeceğiz
- Barış Pehlivan örneği: yargı bağımsızlığı yoksa basın özgürlüğü de yok
- Kılıçdaroğlu: Merkez Bankası nihayet asli görevini hatırlamış görünüyor
- Üretilen hurafelere Özal bile inanmıştı ama Lozan 100 yıldır ayakta
- Vergi zamları ve ilk sonuçları: kendi düşen ağlamaz mı?
- Ekonomik krizden büyük sorunumuz varmış gibi
- 30’uncu yılında Sivas Katliamı: kanlı bir petrol savaşı hikayesi
- Montaj, kara propaganda ve “diktatör olmak isteyene öğütler”
- İki gün kaldı. “Nereye g1805iyoruz?” sorusu için son fırsat
- İkinci tur için Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a “terör” cevabı
- Kılıçdaroğlu’nun ekonomi kadrosu belli, Erdoğan hâlâ Şimşek peşinde
- Kılıçdaroğlu’na destek büyürken siyasetin rengi hızla değişiyor
- Kılıçdaroğlu: IMF ile görüşmüyoruz, ülkeyi dilenciye çeviren Erdoğan
- Erdoğan’ı ikt1759ara kadınlar getirmişti, o rüzgâr da dönüyor
- Muhalif seçmene ümit verecek bir dizi gelişme
- Ortak liste zorunluluğu: gözler Kılıçdaroğlu ve Akşener’de
- Kılıçdaroğlu’nun geniş cephe siyaseti; 1728eoloji ve politika
- AK Parti kadına ş1724det yasası pazarlığında: birkaç oy için ya Rab
- Kılıçdaroğlu, Akşener ve ikt1720arın kısa süren sevinci
- Kılıçdaroğlu: Altılı Masa adayı ilk turda Cumhurbaşkanı
- Siyasetin fay hatlarında yoğun enerji birikimi
- Baskının yeni bahanesi: Özgürce kanaat oluşumunu engellemek
- Tek Yürek bağış kampanyasının dörtte üçü devlet kesesinden
- Kılıçdaroğlu sert: Kızılay’ı, asker yardımını bitirdiler, canlara maloldu
- Kılıçdaroğlu’nun deprem isyanı, Erdoğan’ın defter tehd1671i
- Gerçekten depremle mi geldi, gerçekten depremle mi g1670ecek?
- Deprem çalışmaları yetersiz: hükümete tepki büyüyor
- Millet İttifakı Programı: En çok alkışı Çankaya’ya dönüş aldı
- Topluma bir dokun bin ah işit: Seçime kadar kim ne alırsa
- Kılıçdaroğlu: çakallar önünde diz çökmektense ayakta ölürüm
- Muhalefet İmamoğlu’na cezayla kenetlendi: oyun bozulabilir
- Kılıçdaroğlu’nun İkinci Yüzyıl’ı: asıl çağrı CHP’ye
- Muhalefetin Anayasa önerisi: bir şeyler oluyor sanki
- Kılıçdaroğlu’nun Sırpça mesajı, buzdağının görünen ucu
- Madencilerin ölümü kadermiş ama seçimi alırsa düzeltecekmiş
- Medyayı yasayla susturma çabasının beyhude heyecanı
- CHP l1578eri ABD yolunda: Ben barış istiyorum, Erdoğan kavga
- 100’üncü Yılında Zafer ve Cumhuriyete layık olmak
- Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a verdiği en ağır hasar
- Kılıçdaroğlu’nun YSK sözleri: Veri güvenliği mi, seçim güvenliği mi?