Gençlik Spor’un imamları!
Haber Tarihi: 15.03.2022

Üniversitelerin Beden Eğitimi bölümlerinden mezun olan gençler sokakta dolanıyor, iş arıyor, imamlar Gençlik Spor İl-ilçe Müdürlüklerine atanıyor.
El insaf!
Sorduk, araştırdık;
İl Müftülüğü kadrosunda bir süre çalışan 5 imam, daha sonra Kulp, Lice, Bağlar, Sur ve Kocaköy’e Gençlik ve Spor İlçe Müdürü olarak atandı.
Ne yapıyorlar diye soruyorsanız, vallahi bizde bilmiyoruz ki!
Zaten bilsek faaliyetlerinden haberimiz olurdu.
Bu ilçelerden spor aktiviteleri konusunda gördüğümüz, duyduğumuz bir şeyler yok ki, adamlardan da haberimiz olmamış. Uzun zamandır bu makamlarda oturuyorlar, bizi de uyutuyorlar.
Vallahi uyutmuşlar, hayal gibiler,
Gölgelerin gücüyle yol yürüyorlar,
Karlı havada iz bırakmıyorlar.
Ortada bir yolsuzluk mu var?
Yok.
Devletten devlete atama var.
Etik mi?
Değil.
Ahlaki mi?
Değil.
Adaletli mi?
Değil.
Ama diyanet ‘fetvalı’ bir durum var.
Paralı, akçeli işlere fetva olmaz ki!
Diyanet İşleri Başkanlığı, dolayısıyla müftülükler ‘Depo kadro’ kaynağı olarak görev yapıyor. Sadece bütçesiyle değil, bol sayıda imam kadrosuyla her yıl rekor kıran Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kadroları önce müftülüklere, sonra da gençlik spor il ve ilçe müdürlüklerine kaydırıyor.
İddia falan değil, gerçek.
Milyonlarca gencin hakkını gasp edip bu koltuklara oturuyorlar, sonra İslam’dan, adaletten söz ediyorlar.
Yazık, çok yazık, sadece iş sahibi olmuyorlar, başkasının hakkını da ellerinden alıyorlar. Diyanet ya da müftülükler de imam kadrosunda zaten işe başlamışlar, oradan neden Gençlik Spor’a geçiş yaptırılıyor?
Anlaşılıyor ki, Diyanet geçiş noktası, oradan devşiriliyorlar.
Yani kontrollü bir geçiş var.
Devam edin adaletsizliğinize.
Yatacak yeriniz olmayacak.
Dışarıda babasından harçlık aldığı için onuru zedelenen ve intihar eden gençlerin vebali ağır olur.
İmam bunu yaparsa, cemaat ne yapsın!
Olmuyor, olmuyor.
Toplumsal adaleti zedelemeyin!
Toplumsal talep;
İmamlar camiye, beden eğitimi mezunları gençlik ve spor müdürlüklerine.
NACİ SAPAN İsimli Yazarın Diğer Yazıları
- Özgür Özel ve l2548erlik testi
- CHP-ikt2479ar ve yol haritası
- CHP’nin büyük sınavı!
- CHP, hafta sonu 81 ilde
- CHP’nin Anadolu’ya çıkma zamanı
- CHP GÜNDEMİ BELİRLİYOR
- Belediyeler ve savurganlık!
- Siyaset ile dans…
- Kaygı ve endişelerimiz!
- Karanlıktan aydınlığa yürüyüş
- Devleti kin ve nefretle yönetiyorlar!
- Siyasi ahlak yasası şart
- Cumhur’un ortakları!
- GENÇLİĞİN HAYALLERİ OLMALI
- Devlet ve Şizofren kriminaller!
- Aş, iş, kurtuluş hikâyesi!
- Travmasız şeffaf güzergâh!
- Namusun mihenk taşı!
- Çağdaş Robin Hood’lar!
- Söylemde ‘güçlü’ eylemde zayıf
- Yönetirken kontrolü kaybetmek!
- Toplumun göklere çıkarma hastalığı!
- Akılsız kalabalıklar ürkektir!
- Gettolaşan siyaset ve kurumları!
- Yerel basınla meşale yakmak!
- Vicdanı olan vicdanı olmayan!
- ‘Naylon gazeteci’ profili üzerine!
- Ortaya karışık bir yazı!
- Yeni yüzyılda alternatif olmak
- Demokrasi ve sorumluluk
- Dükkanın ortağıyız, müşteri değiliz.
- Siyaset lastiği can acıtıyor!
- Aydınlık geleceğe işaret fişeği
- Yerelden güçlenmek ve güçlendirmek
- Türkiye’nin Ortadoğu ile imtihanı!
- Kafa yormadan yazmak!
- ‘Deniz bitti’, sür gemiyi karaya!
- ‘Depresyondayız’ halleri çiftetelli oynuyor!
- Tehdit mesajı mı, seçim startı mı?
- Son sözü yine halk söyleyecek.
- Demokrasi kurban eti değil ki, saklansın!
- Her şeye hazırlıklı olmalıyız
- Halk sınavını verdi, sıra belediyelerde
- Belediyeler, Kurultay ve CHP’nin ikt345ar sınavı
- Haziran’dan Haziran’a Demokrasi trafiği
- Parlamenter rejim; Demokratik siyaset
- İstanbul tamam, sıra Türkiye’de
- Sarılacak ip koptu, tutunacak dal kalmadı!
- Yalan Tsunamisinin mağdurları!
- ‘YSK- VAR’ ve hileli karar!
- İttifakın adı Demokrasi güçler234ir
- Vicdanlarda mahkum olmak!
- ‘Al takke ver külah’ devri!
- Sandık Fetişizmi!
- Başaran Demokrasi güçler201ir!
- Ortak çaba ve kazanım
- Halk, filmin tekrarını izlemek istemiyor!
- Gazeteci kılığındaki gazeteciler!
- Demokrasiye sandıkla sahip çıkmak!
- Siyasette şahsi suçlama halleri!
- Devletin değil, ikt167arın bekası!
- Demokrasiyi yerelden ayaklandırmak!
- Barış mı, kan davası mı?